Aşıkların Türk Edebiyatındaki Önemi

Aşıkların Türk Edebiyatındaki Önemi

Aşıkların Türk Edebiyatındaki Önemi

Aşıklar; binlerce yıllık geçmişe sahip olan bir geleneğin en büyük temsilcileri olarak ifade edilmektedir. Çalgı eşliğinde söyleyecekleri doğaçlama şiirler; halkın duygu ve düşüncelerine tercüman olmuştur. Çağlardan beridir değişmeyen bir gelenek olan aşıklık geleneği zaman içerisinde temsilcilerini yavaş yavaş kaybetmiştir. Cumhuriyet döneminden itibaren farklı gerekçelerden ötürü aşıklık geleneği çöküşe geçmiş ve sayılarında da ciddi bir azalma görülmüştür.

Aşıklık geleneği İslamiyet öncesi döneme kadar inmektedir. Bu geleneğe mensup olan kişilerin kutlama ya da yas tutma törenlerinde öne çıkarak; herkesin duygularına tercüman olduğu söylenebilmektedir. Aynı zamanda da aşıkların bulunduğu toplumun yaşadığı ve fazlasıyla etkilendikleri olaylar karşısında da tepkisiz kalmayarak doğaçlama şiirler okudukları ifade edilebilmektedir. O zamanlarda söylenen şiirlere ait kaynakların pek fazla olmamasından ötürü bu tip şiirlerin çok azına sahip olduğumuz görülebilmektedir. Buna dair en kapsamlı çalışma Kaşgarlı Mahmut tarafından yapılmıştır. Kaşgarlı Mahmut tarafından Türk boylarına dair yapılan ilk derleme çalışması Divan-ı Lügat’it Türk adlı eserde bir araya getirilmiştir. Bu eser içerisinde halk hikayelerine, destanlara ve savlara yer verildiği kadar dönemin sözlü geleneği de başarılı bir biçimde günümüze kadar gelmiştir.

İslamiyet’ten önceki dönemde ozan, kam, baksı, şaman gibi ifadelerle kendini gösteren sözlü gelenek temsilcileri; özellikle 16. Yüzyıldan itibaren aşık olarak anılmaya başladılar. Kahvehaneler, asker ocakları, kervansaraylar ya da bozahanelerde sık sık görülen isimler olarak ifade edilirlerdi. Bu yüzyıldan itibaren eserlerinin kaybolmaması adına da söyledikleri şiirleri cönk adlı kitaplarda topladıkları da ifade edilmektedir.

Aşıklar, çıraklık dönemlerinde usta bir aşığın yanında eğitim görürler. Aşıklığın geleneklerini ve yöntemlerini öğrenmeleri noktasında önemli bir süreçten geçerler. Yeteneklerini gösterdikten sonra ustalarının yanından ayrılarak; kendilerine bir çırak bulup; eğitimlerine devam edeceklerdir.

Aşıklar, aşık meclislerinde kendi aralarında yapacakları atışmalarla da önemli bir yer tutmaktadır. Aşıkların bu atışmalar içerisinde tamamen doğaçlama hareketlerde bulunarak; rakibine üstünlük kurmaları da söz konusu olabilmektedir. Bu yarışmalarda şairlerin becerilerini göstermeleri beklenmektedir. Verilecek olan ayaklarla beraber yeni şiirler ortaya koyacak olan şairlerin atışmaları rakiplerine üstünlük kurmasına da kadar sürebilmektedir. Bu tip yarışmalar içerisinde son zamanlarda Aşık Şenlik, Şeref Taşlıova ve Murat Çobanoğlu gibi isimleri görebilmek mümkün olmaya başlamıştır.

  1. ve 17. Yüzyıllarda badeli ve badesiz aşık kavramları öne çıkmaktadır. Aşıkların çıraklık eğitimi almaları halinde badesiz aşık statüsünde değerlendirileceği görülebilmektedir. Badeli aşık ise Türk şiir geleneğinde önemli bir konumda yer almaktadır. Badeli aşık kavramında değerlendirilen saz şairlerinin gördükleri rüya sonrasında köpüklü bir içeceğin parçalarını yüz çevrelerinde görmelerinden sonraki zaman zarfında saz çalarak deyiş söylemeye başladıkları ifade edilebilmektedir. Bu sayede de diyar diyar gezerek aradıkları aşkı bulma konusunda bir isteklerinin ortaya çıkacağı da söylenebilmektedir. Bu kişilerin rüyalarında Hz. Muhammed’i gördükleri ve kendilerine ikram edilen badeyi içtikten sonra aşık oldukları önemli bir mit olarak ifade edilebilmektedir.

Aşıklar, saz şairleri olarak da adlandırılarak; bağlama ya da kopuz gibi çalgılar eşliğinde gerçekleştirilmektedir. Genel olarak din dışı konuları içerebilecek şiirlere yer veren aşıkların; sade bir dil kullanımı içerisinde yer aldıkları söylenebilmektedir. Aşk, doğa ve kahramanlık şiirlerini içeren şiirleri ortaya koyan isimler olarak da görülmektedir. Farklı farklı coğrafyalarda yer alsalar dahi Anadolu kültürünü daha da pekiştiren aşıklar; her devirde tepkilerini ortaya koyma konusunda başarılı olmuşlardır. Toplumsal sorunları ve duygu durumlarını oldukça etkili bir biçimde işleyerek; halka yön vermeleriyle de kendilerini göstermişlerdir.

Beğen  6
Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir