Icarus’un Kanatları

Icarus’un Kanatları

Antik yunanın belki de en etkileyici hikayesidir Icarus’un hikayesi. Bir babanın hüznü ve  esaretten sonra gelen özgürlüğün getirdiği hazin son. Her şey Girit kralı Minos’un lanetlenmesiyle başladı. Lanetlenen Kral Minos’un eşi bir çocuk dünya’ya getirdi. Fakat bu çocuk türevlerini benzemiyordu. Boğa insan karışımı olan Minotaur  dünya’ya gelmişti. Kral minos önce çareyi çocuğu kapatmakta saklamakta buldu. Kendi kanından olduğu için bir canavar olsa dahi çocuğunu öldürecek cesareti bulamaz. Zamanla Minotaur büyür ve güçlenir. Saklandığı yerden kaçarak insanları öldürmeye ve halka zarar vermeye başlar.

Halkın korkusuna ve zararlara çözüm arayan Minos çareyi Atina’nın ünlü mimarı Daedalus’a bir labirent yaptırmakta bulur. Bu labirent öylesine bir deha ürünüdür ki, Daedalus kendisin dahi yolunu bulamayacağı bir labirenttir. Daedalus labirenti bitirir ve Minotaur’u içeriye hapsederler ve her yıl 7 erkek ve kadın kurban verilir  başka şehirlerden gelen kurbanlardan.

Daedalus’un yaptığı bu  labirente Theseus adlı kahramanda esir olarak koyulur ve Theseus Minotaur’u öldürmeye yemin etmiştir. Theseus bu arada kralın kızı ile bir aşk yaşamaya başlamıştır. Kralın kızı aşkının Girdiği labirentte kaybolarak oraya hapsolması fikrine dayanamaz ve Daedalus’tan yardım ister. Ariadne’ye bir  yumak iple  labirente girmesini  telkin eder. Böylelikle hem kral Minos’un oğlu ölür hem de Theseus labirentten kurtulmuş olur. Kral Minos akıllı bir adamdır ve bu öğütü ancak Daedalus’un verebileceğini hemen fark eder.  Theseus kızıyla birlikle hem olduğunu öldürmüş hem de kaçmışlardır. Suçun cezası Daedalus ve oğlu İcarus’a kesilir. Yaptığı labirente oğlu ile birlikte kapatılır.

Daedalus öylesine sağlam bir işçilik çıkartmıştır ki, yardım almadan kendi dahi labirentin çıkışını bulamaz. Fakat böylesine usta bir mimarın çareleri tükenmez. labirentte bulunan bal mumu ve gelen kuşlardan  yolduğu tüyler ile Icarus ile kendisine birer tane kanat yapar.  Atlamadan önce de oğluna şöyle bir öğütte bulunur.

Ne çok alçaktan uç, ne çok yüksekten!

Çünkü bal mumu yüksekten uçarsa eriyecektir, alçaktan uçar ise de nemden dolayı tüyler uçma yetisini yitirecektir.  Icarus bu telkine uymaz on ki özgürlüğün ona verdiği hislere yenik düşer ve güneşe fazla yaklaşır.  Güneşe yaklaştığı için bal mumları erir ve Icarus denizde boğularak can verir.

Icarus’un kanatların esaretinden sonra getirdiği özgürlük hissine kapılması ve özgürlüğün şarhoşluğu ile her şeyi unutarak özgürlüğe sarılması canına mal oldu. Fakat özgürlüğün verdiği o haz ve mutluluğa değdiğine inanmak istiyorum ben. Ölüm her daim hayatın bir parçası ve bu parçayı Icarus kadar cesur ve hür bir şekilde karşılamak herkesin yapabileceği bir şey değil.

 

 

Beğen  4
Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir