Mısır Mitolojisi : Kumlardan Yükselen Uygarlığın Miti

Mısır Mitolojisi : Kumlardan Yükselen Uygarlığın Miti

İbrahim’i dinler öncesinde 3 bin yıl Mısırda yaşayan insanların dini uygulamalarını ve
inanç bütünlüğünü kapsayan Mısır Mitolojisi, tarihi ve kültürel anlamda günümüzde
etkilerini sürdürmeye devam etmektedir.


mısır mitolojisi tanrılarıHer zaman olağanüstü varlıklara ilgi duyan insanoğlu, yaşanan birçok doğa olaylarını o an için açıklanması zor olan şeyler olması nedeniyle, inandıkları Mısır Mitolojisi Tanrıları kendilerine bir işaret veriyor şekilde algılamaya başlamışlardır. Antik çağda yaşamış olan Mısırlıların ortaya koydukları inançlarının, değişik bölgelerdeki farklı ırkların liderlerin inançları ve arzuları doğrultusunda farklı süreçlerden geçerek Mısır Mitolojisi ile kaynaşması, bazı kavramların kaybolmasına sebep olmuştur. Hatta bu değişim ve kavram erimesi, Antik Mısır’ın çöküşünden sonra da devamlılığını korumuştur. Mısır Mitolojisi Tanrıları olarak bilinen ve bu inanca göre farklı olayların yaratıcısı olarak kabul edilen güçler bile, bu değişimden nasibini almıştır. Çok tanrılı bir inanç sistemi olmasına rağmen, zaman içerisinde bazı özelliklerini yitirmesi nedeniyle bazı dönemler, tek tanrı inancı haline de gelmiştir. Bir örnek vermek gerekirse Ra ve Amun bu kavram kargaşasında Amun-Ra diye anılmaya başlanmıştır. Amun-Ra ise tek tanrılı inancı ifade eden senkretizm olarak tanımlaması yapılan bir inanç kavramıdır. Her ne kadar kavram erimesi olup bir takım karışıklıklardan bahsetmek mümkün olsa da, orijinal Mısır Mitolojisi tanrıları birleşerek senkretizm içerisinde kaybolmamış ve bireysel olarak varlıklarını yitirmemiş ancak sadece biraz önemini yitirmişlerdir.

Kavram kargaşasında Mısır Mitolojisi tanrıçaları da, belli dönemlerde bu kavram kargaşasından nasiplerini almışlardır. Eski Mısır inanışının bir diğer ilginç tarafıysa, inanç sisteminde tanrı kabul edilen güçlere çelişkili, farklı ve çelişkili bir takım özellik ve rollerin tanımlanması olmasıdır. Bu çelişki ve farklılığın en iyi örneklerinden birisi, aslan tanrıçası olarak bilinen Sekhmet’te görülmektedir. Ra’ya karşı gelen insanların cezalandırılması için görevlendirildiği bilinen Sekhmet, sonrasında bu krallığın yanı sıra hastaların ve yaşamın koruyucusu rolünü almıştır.

 

 

 

Karışık Roller ve Özellikler
Mitlere bakıldığında en karışık rollerin ise, Set’e ait olduğu görülmektedir. Set Osiris ile ilişkileri sebebiyle, kötülüğün temel kaynağı olarak tanımlanmaktadır. Ancak önceki dönem Mısır Mitolojisi incelendiğinde, bu tanımlamanın yanlış yorumlandığı da ortaya çıkmaktadır. Erken dönem mitolojisinde Set, Ra’nın görevlendirdiği ve Apep’i yok ederek Hakikat, Adalet ve Ahenk kavramlarını (Ma’at’ı) hakim kılan ve destekleyen bir tanrı olarak tanımlanmaktadır. Bahsettiğimi çelişki ve özellik
kargaşası, burada daha iyi bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Mısır Mitolojisi tanrıları geniş kapsamlı değerlendirildiğinde çok tanrılı bir inanış biçimi olmasına rağmen, bazı zaman dilimlerinde teizm biçimlerini içerdiği de görülmektedir. Henoteistik özellikleriyle daha çok bilinen Antik Mısır inanışı, bazı
zamanlarda monoteizme kadar dönüşüm sağlamıştır. Hemen şunu da belirtelim ki, Antik Mısır’ın çöküşe başladığı dönemlerde, monoteizme karşı belirgin bir yönelim görülmemektedir. Kavram kargaşası nedeniyle bazı dönemlerde tek tanrı inancına geçiş göstermesi kabul edilebilir olsa da, Mısırlı Tanrılar ile Mısırlı olmayan Tanrılar arasında, daha birçok tanrıya inanılmakta ve tapılmaktaydı.

Mısır Mitolojisinde Var Oluş, Yaratılış ve Başlangıç
İlk inanışa göre ilk tanrı olarak kabul edilen Re-Atum, Nil nehrinin taşan sularından
Mısır karasının her yıl çıkması gibi, sudan çıkarak yükselmiş ve böyle ortaya
çıkmıştır. Tefnut’un (nem) ve Şu’nun (hava) ise, Re-Atum’dan ortaya çıktığına
inanılmaktaydı. Bunların iki çocuğunun olmasından sonraysa, dünyanın yaratıldığına
inanılmaktadır. Tefnut ve Şu bilinmez bir karanlıkta gezerken kaybolmuş ve onların
kaybolmasıyla birlikte inanışa göre diğer insanlar yaratılmıştır.

Bahsedilen insanların yaratılışının en ilginç yanı ise, Re-Atum’un kaybolan Tefnut ve
Şu’yu aramak için gözünü göndermesi ve gözünün onları bulduktan sonra sevinçten
gözyaşı dökmesiyle, döktüğü gözyaşlarından insanların oluşmuş olmasıdır. Mısır’ın
kralı ve Re-Atum’un oğlu olan Osiris’i öldüren ve ülkenin kralı olan kardeşi Seth ise,
kainattaki tüm kötülükleri temsil etmektedir. Seth daha sonra Osiris’in oğlu olan Horus
tarafından yenilerek, krallığı elinden alındı. Seth bu yenilginin ardından Mısır çöllerine
sürülmüş ve burada fırtınaların tanrısı olmuştur. Öldürülen Osiris’i ise Anubis
mumyalayarak, ölülerin tanrısı ilan etmiştir. Horus ise Seth zaferinden sonra,
firavunların ve atası ve kral olmuştur.

Mısır Mitolojisi ve Ölüm
Antik Mısır inanışında oldukça gelişmiş bir ahiret inancı bulunmakta olup, ölen kişilerin beden ve ruhlarını ahirette huzurlu bir hayata hazırlamak adına geniş birçok uygulama ve ayinlerin yapıldığı bilinmektedir. İnanışa göre vücudun korunmasının büyük önem taşıması nedeniyle, mumyalama ve tahnit Antik Mısır inanışında çok yaygın bir durumdu. Bu işlemde vücuttaki organlar çıkartılır kaplara konur, kalan  ceset ise sargılanırdı. Böylelikle ölümden sonraki yaşamında rahat edebilirdi. Mısır inancına göre Beden  ruhla birlikte var olacaktır Osiris’in dünyasında, bu yüzden  bedenin bozulmaması gerekmektedir. Eğer beden bozulursa bardakta olmayan bir su gibi ruh bütünleşemez ve kaybolur gider öteki  dünyada.

Beğen  19
Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir